Objektiflerin kısa tarihi

Kısaca
- İlk fotoğraf objektifleri tek bir menisküs mercekti: yavaştı ve kenarlarda yumuşaktı.
- 1840 tarihli Petzval portre objektifi yaklaşık f/3.6'ydı ve stüdyo portresini mümkün kıldı.
- Cooke üçlüsü (1893) ve Tessar (1902), bir yüzyıl boyunca keskin ve kompakt objektiflerin modelini belirledi.
- Kaplamalar, zumlar, asferikler, otomatik netleme ve sabitleme modern objektifi biçimlendirdi; telefonlar artık birkaç küçük objektifi birleştiriyor.
Basit mercekler ve akromat
İlk fotoğraf objektifleri tek parça eğri bir camdı; çoğu zaman William Hyde Wollaston'ın 1812'de camera obscura için uyarladığı menisküs biçimindeydi. Yaklaşık f/14 ya da daha küçük diyaframa kısıldığında merkezde kabul edilebilir keskinlik veriyor, ama az ışık geçiriyordu.
Tek bir mercek renkleri farklı miktarlarda kırar; mavi ve kırmızı biraz farklı mesafelerde odaklanır. Paris'te Charles Chevalier iki farklı cam türünü birleştirerek akromatik bir ikili yaptı ve bu renk hatasının çoğunu giderdi. Bu tür bir Chevalier objektifi, 1839'daki ilk dagerreyotip makinelerine takıldı.
Bu objektifler yavaştı. Dagerreyotip levhalarla pozlama dakikalar sürebiliyordu; rahat bir portre için fazla uzundu.
Petzval portre objektifi
1840'ta Viyana'da matematikçi Joseph Petzval yaklaşık f/3.6 diyaframlı bir objektif hesapladı; dönemin yavaş manzara objektiflerinden yaklaşık 16 kat daha parlaktı (yaklaşık). Üretimini Voigtländer üstlendi.
Merkezde keskin, kenarlara doğru yumuşaktı ve bazı fotoğrafçıların bugün hâlâ aradığı girdaplı bir arka plan bulanıklığı veriyordu. Portre stüdyolarında pozlamayı bir dakikanın çok altına indirdi.
Petzval'in tasarımı, deneme yanılma yerine dikkatli hesapla geliştirilen ilk objektiflerden biriydi.
Cooke üçlüsü ve Tessar
1893'te York'taki T. Cooke & Sons'tan Harold Dennis Taylor yalnızca üç elemanlı bir objektif tasarladı: iki pozitif merceğin arasında bir negatif mercek. Cooke üçlüsü, şaşırtıcı derecede az parçayla çoğu sapmayı denetim altına aldı ve tasarımcılar için örnek oldu.
1902'de Carl Zeiss'ta Paul Rudolph, üç grupta dört elemandan oluşan Tessar'ı tanıttı. Zeiss onu keskinliği nedeniyle “kartal gözü” diye tanıttı; çeşitli sürümleri 20. yüzyılın büyük bölümünde makinelerde kullanıldı.
Çoğu standart 50 mm objektifin temeli olan çift Gauss gibi daha büyük tasarımlar da aynı gelenekten çıktı.
Kaplamalar: yansımaya karşı
Her cam yüzey ışığın bir kısmını yansıtır; kaplamasız camda bu oran yaklaşık yüzde 4–5'tir. Çok yüzeyli bir objektifte bu durum parlama ve düşük kontrast yaratır ve tasarımcıların kullanabileceği eleman sayısını sınırlıyordu.
1935'te Zeiss'ta Alexander Smakula ince bir yansıma önleyici kaplama geliştirdi. Önce askeri kullanıma ayrıldı, daha geniş pazara 1939 civarında ulaştı.
1960'lar ve 70'lerde çok katmanlı kaplamalar geldi. Bunlar, bugün kullandığımız zumlar da dahil, 15 ya da daha fazla elemanlı karmaşık objektifleri uygulanabilir kıldı.
Zumlar ve asferik elemanlar
İlk zum objektifler sinema ve televizyon kameraları için yapıldı. 1959 tarihli Voigtländer-Zoomar 36–82 mm, genellikle 35 mm fotoğraf makineleri için ilk zum olarak anılır. İlk zumlar hantaldı ve sabit objektiflerden daha az keskindi; daha iyi tasarım ve kaplamalar bu farkın çoğunu kapattı.
Asferik elemanların yüzeyi bir kürenin parçası değildir. Aksi hâlde birkaç ek eleman gerektirecek sapmaları düzeltirler, ama taşlanmaları zordu. Kalıplanmış cam ve plastik asferikler 1980'lerden itibaren onları yaygınlaştırdı; bugün neredeyse her objektifte ve telefon kamerasında bulunurlar.
Otomatik netleme ve sabitleme
Otomatik netleme, 1970'lerin sonunda Konica C35 AF (1977) gibi kompakt makinelerle tüketiciye ulaştı. 1985 tarihli Minolta Maxxum 7000 (7000 AF ve α-7000 adlarıyla da satıldı) onu SLR'lerde standart hâle getirdi.
Optik görüntü sabitleme, el titremesini dengelemek için bir mercek grubunu hareket ettirir. Nikon onu ilk kez 1994'te bir kompakt makinede kullandı, Canon da 1995'te EF 75–300 mm IS objektifini çıkardı. Sonraki makineler gövde içine sensör kaydırmalı sabitleme ekledi.
Her iki özellik de objektiflerin yapısını değiştirdi: daha hızlı motorlar için daha hafif netleme grupları ve gövde içinde yüzen sabitleyici gruplar.
Aynasız objektifler ve telefon modülleri
Ayna kutusu olmadığı için aynasız makinelerde objektifin arka kısmı sensöre çok daha yakın durabilir. Tasarımcılar bu kısa mesafeyi daha keskin geniş açılar ve çok parlak diyaframlar için kullanır. Panasonic'in 2008 tarihli Lumix G1'i genellikle ilk aynasız, objektifi değiştirilebilir makine olarak anılır.
Telefonlara zum objektif sığmadığı için yan yana birkaç sabit objektif taşırlar; genellikle ultra geniş, geniş ve tele, aralarında geçiş yaparlar. Bazıları, ince bir gövdeye daha uzun bir odak uzaklığı sığdırmak için ışığı 90 derece döndüren katlanmış “periskop” tasarımı kullanır.
Ardından yazılım bu minik objektiflerin görüntüsünü birleştirir, keskinleştirir ve düzeltir. Eskiden ek cam gerektiren bozulma ve renk saçaklanması artık çoğu zaman çekimden sonra giderilir.